8 Mayıs 2008 Perşembe

Geçmişi Unutmayalım


AKP adayı Mesut Apaydın çok net konuşuyor:‘‘Bakmayın öyle söylediklerine, telefonla bile irtibat sağlayamadığınız mahalleler var. Kent merkezinin 100 metre dışına çıkın, oralara hiçbir hizmet gitmediğini göreceksiniz.’’ Apaydın, makine mühendisi, 35 yaşında.. ‘‘En büyük hayalim’’ diye isimlendirdiği ‘‘Cazibe merkezi projesi’’ni anlatırken heyecanlanıyor, ‘‘Uşak, İzmir-Ankara yolu üzerinde. Buradan her gün 8 bin araç geçiyor. Bu rakam bayramlarda 40 bine çıkıyor. Ortalama 16 bin insan. Bu yolun üzerine, bu merkezi inşa edeceğiz. Alışveriş merkezi kurup fuarlar düzenleyeceğiz. İşsizliğin önüne böyle geçeceğiz’’ diyor. Ancak bir dedikodu da dilden dile dolaşıyor: ‘‘Bu fikiri ortaya Vali Ali Fuat Güven attı. Apaydın o projeyi, kendi projesi gibi sunuyor.’’ Apaydın sonuçlardan emin. ‘‘Kazanacağız’’ diye konuşuyor ve ekliyor: ‘‘Belediyeciliğin arkasında güçlü bir hükümet desteği olmalı. Bu bizde var. Seçimden sonra önce Uşak'ın içinden geçen demiryolu hattını kent merkezi dışına taşıyacağız. Cazibe merkezinin oraya. Demiryolu hattını da imara açacağız.’’

22.03.2004 Tarihli bir haber.Sayın başkanım daha önünüzde 10 ayınız var.Bahsettiğiniz cazibe merkezini ve demiryolu projesini bitirmenizi yürekten istiyoruz ve bekliyoruz...İyi çalışmalar...

12 Yıl Bitirilememişmişmiş...

Uşak'ın Karahallı ilçesinde 12 yıl önce yüksek okul yapılmak üzere temeli atılan binanın inşaat çalışmalarının bu yıl içinde tamamlanması planlanıyor.Karahallı Kaymakamı Mehmet Yılmaz, temeli 12 yıl önce atılmasına rağmen henüz bitirilemeyen binada çalışmalara yeniden başlandığını kaydetti.Karahallı'nın göç veren ve nüfusu her geçen gün azalan bir yerleşim yeri olduğunu kaydeden Yılmaz, “Bu tabloyu tersine çevirmek, ilçenin ekonomisine artı değerler katmak için bazı projeleri hayata geçirdik. Karahallı Meslek Yüksek Okulu binasının inşaatı da bunlardan biri. 2008 yılında bitecek olan bina inşaat ile yüksek okulumuzun 1 olan bölüm sayısı 2'ye öğrenci sayımız ise 100 den 200'e çıkacak. Yeni açılacak bölümlerle birkaç yıl içinde öğrenci sayısı 500'e ulaşacak” dedi.
İnşaatın tamamlanması için 1 milyon 600 bin YTL'ye ihtiyaç duyulduğunu ve bunun için yardım kampanyası başlattıklarını kaydeden Yılmaz, şunları kaydetti: “Bu yıl çıkan ödenekle paranın büyük kısmı geldi ve inşaat çalışmaları başladı. Ancak eksik kalan 300 bin YTL'yi temin etmek için bir yardım kampanyası başlattık. Kurduğumuz derneğe ilçemiz halkı ve hemşehrilerimizden destek bekliyoruz. İstanbul, Bursa başta olmak üzere diğer illerde yaşayan hemşehrilerimizi ziyaret edip bu parayı temin etmeyi düşünüyoruz.” Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Şişman ise Karahallı'da başlatılan kampanyanın kendilerini mutlu ettiğini dile getirdi.İnşaatın bir an önce tamamlanması için çalıştıklarını söyleyen Şişman, “Karahallı'nın geleceğini düşünerek okul inşaatının bitirilmesi için desteğini esirgemeyen tüm hayırsever vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum. Eğitime yapılan destek çok anlamlıdır. Binamız çok geniş. Onun için inşaat biter bitmez bölgeye uygun yeni bölümlerin açılması için harekete geçeceğiz” dedi. Karahallı Meslek Yüksek Okulu için 12 yıl önce arsasını bağışlayan Ali Rıza Şahin de kampanyaya herkesin destek olması gerektiğini söyledi. Binanın bu yıl tamamlanması için her şeyi yapmaya hazır olduğunu söyleyen Şahin, “12 yıl önce başlayan yolcuğun sonuna geldik. Yardım kampanyasıyla paranın bir an önce bulunacağına inanıyorum. Bu okul ilçeye çok faydalı olacak” dedi.


12 yıl..Yani yapımına başlandığında 6 yaşında olan bir çocuk temeli atıldığında inşaatta oynayan çocuk üniversite çağlarına geldiğinde bina hala bitirilememiş..Kampüs yapmaktansa daha önce başlanılmış olan binaların bitirilmesi gerekir.Bunu da öncelikle üniversite yönetimi istemelidir.
Neyse geç de olsa yeni öğretim yılına yetiştirilir inşallah..Kolay gelsin..

Uşak Sevdalısı...

Birkaç haftadır bu blogu açma konusunda derin düşüncelere daldım.Ne yapmalıydım,ne yazmalıydım...Bu blogun bi amacı olmalıydı.En sonunda kararımızı verdik ve girdik bi işe..Allah yardımcımız olsun.
Tek isteğim çok sevdiğim Uşak'ın o güzel insanlarının gelişmeleri daha yakından takip etmesi ve kendi şehrinde yaşanan gelişmelere hakim olmasıdır.
Bugünden itibaren Uşak ilinde olup biten ne varsa hem sizleri haberdar edecek hem de dilimizin döndüğünce yorumumuzu eklemeye çalışacağız.Siz Uşaklıların desteğiyle inşallah her geçen gün daha da büyüyeceğiz.
Şimdilik bu kadar yeter diyelim ve başlayalım bakalım..

Uşak Fotoları




Uşak Ata Sporu Cirit

Milli sporumuz ''Cirit'' ile ilgili bilgiler vermek istedim. Cirit Oyunu Cirit, bir diğer deyimle Çavgan, Türklerin yüzyıllardan beri oynadıkları bir ata oyunudur. Türkler, Orta Asya'dan Anadolu'ya bu atlı oyunu da dolu dizgin beraberlerinde getirmişlerdir. Türkler için at, mukaddes ve vazgeçilmez bir unsurdur. At sırtında doğar, at sırtında büyür, at sırtında savaşır, at sırtında ölürlerdi. At sütü kımız Türklerin yegâne içkisi idi. Cirit Oyunu, Türklerin en büyük tören ve sportif oyunu idi. Daha sonra 16. yüzyılda Osmanlı Türkleri tarafından bir Savaş Oyunu olarak kabul edildi. 19. yüzyılda bütün Osmanlı ülkesi ve saraylarının en büyük gösteri sporu ve oyunu oldu. Cirit, aynı zaman tehlikeli bir oyun olduğundan 1826 yılında II. Mahmut tarafından yasak edildi. Fakat daha sonra yine Osmanlı Ülkesi'nin başta gelen meydan ve savaş oyunu olarak her tarafa yayıldı. Cirit Oyunu, daha 40-50 yıl öncesine değin Anadolu'da yaygın bir oyun olduğu halde son yıllarda sadece Balıkesir, Söğüt, Konya, Kars, Erzurum ve Bayburt yörelerinde yaşamaya devam etti. 20-25 yıldan beri Konya ve Balıkesir'de tarihe karıştı. Buna rağmen halen Anadolu'nun hemen her köşesinde düğünlerde ve bayramlarda köy delikanlıları ve kasaba halkı Cirit Oyunu'nu oynamaktadır. Büyük şehirlerimize karşı köy ve kasabalarımızda yaşamaktadır. Sinop köylerinden Gaziantep'e, Bursa'dan Antalya'ya kadar Doğu, Batı, Güney ve Kuzey Anadolu'da köylerimizin güreşle beraber başlıca yiğitlik ve savaş oyununu teşkil etmektedir. Halkın ilgisini çekmek için cirit meydanında davullar ve zurnalar çalınır. Ayrıca Yurtdışı İran, Afganistan ve Türkistan Türkleri ile Türklerle meskûn diğer Asya yörelerinde de hâlâ canlılığını ve geleneğini sürdürmektedir. Her yıl Ertuğrul Gazi Törenleri dolayısıyla eylül aylarının ikinci Pazar günleri Söğüt'te, çeşitli şenlikler vesilesiyle de Erzurum, Kars ve Bayburt dolaylarında oynanmaktadır. 1972 yılı eylül ayında Konya Turizm Derneği'nin teşebbüsüyle Konya'da bir Cirit Oyunları Şenliği düzenlenmiş, bu şenliğe Erzurum ve Bayburt Cirit Takımları katılmış ve büyük başarı sağlanmıştır. Cirit Oyunu Konya'da yeniden geleneksel olarak canlandırılmaya çalışılmaktadır. Cirit Oyunu'nda iki takım bulunur. Bu takımlar 70 ilâ 120 metre genişliğindeki bir alanda karşılıklı olarak alanın en gerisinde 6'şar, 8'er veya 12'şer kişi olarak dizilirler. Ciritçiler bölgesel giyimleriyle atlarına biner. Sağ ellerine atacakları ilk ciriti, diğer ellerine de yedek ve yetecek miktarda cirit alırlar. İki tarafın birinden bir atlı öne fırlar, karşı dizinin önüne 30-40 metre kadar yaklaşır. Karşı tarafın oyuncularından birisinin adını seslenerek meydana davet eder. Sağ elindeki ciriti ona doğru savurur, sonra geri döner, atını kendi dizisine doğru mahmuzlar. Karşı tarafın davet edilen oyuncusu hızla onu takip eder, elindeki ciriti geri dönüp kaçan karşı taraf elemanına fırlatır. Bu kez ilk oyuncunun çıktığı sıradan diğer bir ciritçi onu karşılar. İkinci diziden çıkan, sırasındaki yerini almak için süratle yerine dönmeye çalışır. Bu defa rakibi onu kovalar ve ciritini atar. Oyun böylece sürer. Cirit isabet ettiren ciritçi takımına bir sayı kazandırır. Eğer ciritçi attığı çavganı rakibine değil de ata isabet ettirmişse bir sayı kaybeder. Ciritçi karşı taraf oyuncusundan kendisini sakınmak için çeşitli hareketler yapar, atın sağına soluna, karnının altına, boynuna ağar. Bazı ciritçiler rakibi kaçıp dizisine ulaşana kadar üç-dört cirit savurarak isabet ettirmek suretiyle sayı toplar. Bu arada başına, gözüne, kulağına cirit isabet eden bazı oyuncuların yaralandığı olur. Bu türlü isabetler neticesinde ölenlerin olduğu bile vakidir. Bu durumda ölen, er meydanında ölmüş sayılır, yakınları şikâyetçi ve dâvacı olmaz. Babaları ölen çocuklarıyla öğünürler. Öte yandan cirit oyununda ölüm olmaması için, daha evvelleri hurma ve meşe ağacından 70-100 santim uzunluğunda, 2-3 cm. kutrunda yapılan ciritler, daha sonraları kavak ağacından yapılmaya başlanmıştır. Sopaların uçları silindir şeklinde kesilerek yuvarlatılır. Kabukları yontulur. Bu isabet halinde bir yara açılmasını ve ölüm tehlikesini yok etmek için alınan bir tedbirdir Seyredenler ciritçileri ve atları teşvik için çeşitli şekilde bağırır, onları heyecana getirirler. Ciritçiler arasında birbirine hasım olanlar varsa, bunların karşı tarafta yer almamasına dikkat edilir, aynı dizi içine dahil edilirler. Gençler büyüklerinin bu görüşüne boyun eğer. Büyükler de bu töreye uyarlar. Eski ciritçilerden bir kurul, oyunun sonucunu ilân eder. Cirit sona erince, cirit oyununu düzenleyenler başarılı olanlara ödüller, ziyafetler verir. Cirit Oyunu Alpaslan'la beraber Anadolu'ya girmiş daha sonra Avrupa'ya ve Arabistan ülkelerine sıçramıştır. 17. yüzyılda Fransa'da, Almanya'da ve diğer ülkelerde de Cirit Oyunu yayılmıştır. Konya Turizm Derneği'nin 1972 eylülünde düzenlediği Cirit Oyunları Şenliği dikkatleri tekrar bu ulusal sportif savaş oyunumuzun üstüne çekmiş bulunmaktadır. Bütün Yurt'da ilgi görmesi ve canlanması bu tür oyunlarımız için bir kazanç olacaktır. CİRİT OYUNUNDA KULLANILAN TERİMLER Değnek; Diğnek, Deynek: Çeşitli yörelerde cirit oyununa verilen ad. Cirit Havası: Cirit oynanırken davul ve zurna ile özel ritmlerde çalınan ezgilerin tümü ya da bir tanesi. At Oyunu: Ciritin Tunceli ve Muş yöresindeki adı. At Oynatma Havası: Tunceli ve Muş yörelerinde ciritten önce at oynatma için özel ritmlerde çalınan ezgi ve ritmlere verilen ad. Rahvan: Atın iki ayakla koşar gibi aynı yanda bulunan ayaklarını aynı anda atarak yaptığı, biniciyi sarsmayan bir yürüyüş şeklidir. Rahvan At: Biniciyi sarsmadan yürüyen at. Tırısa Kalkmak: Atın çaprazlama ayak atarak hızlı ve sarsıntılı yürüyüşüne denir. Dörtnal: Atın en hızlı koşuşu. Hücum Dörtnal: Atın en hızlı koşuşunun daha ilerisinde bir süratle hedefe at sürme. Adeta: Atın düz yürüyüşü. Aheste: Atın ağır ağır, arka kalçalara yüklenerek yürüyüşü. At Başı: İki atın bir hizada oluşu. At Cambazı: Ciritte at üzerinde beceri ve hüner gösteren binici. At Oynatmak: Ciritte hüner göstermek. Sipahi, Sipah, İspahi: Eskiden Yeniçeriler zamanında bir sınıf atlı askere denirdi. Fakat iyi at binen kişilere de at oyunlarında becerisi olan oyunculara da çeşitli yörelerde bu adlar kullanılmaktadır. Seymen Olmak: Ulusal giysilerin yöreye ait olanlarının düğün nedeni ile Ankara dolaylarında giyilmesine denir. Osmanlı: Atlı, suvari, anlamında kullanılmaktadır. Menzil: Ciritte at üzerinde sıra biçiminde duranlara verilen ad. Alan: Cirit meydanına verilen ad. Cirit oynanan yer. Şehit: Ciritte isabet alıp ölenlere verilen ad. Acemi: Savurduğu ciriti ata değen oyuncuya denir.[/b] Kaynak: www.kultur.gov.tr